Kumul nedir

Kumul nasıl oluşur, kumul nedir

Kumul, güçlü rüzgârların etkisiyle taşınan gevşek malzemelerin (her zaman kum olma­yabilir) oluşturduğu tepe ya da sırt. Kumul­lar çoğunlukla rüzgârlarca taşınan kumların geniş alanları kapladığı çöl bölgelerinde görülür. Örneğin Sahra Çölündeki kum çekelleri yaklaşık 7 milyon km2‘lik bir alanı kaplar. Pleyistosen Dönem (y. 2,5 milyon – 10 bin yıl önce) buzullaşması sırasındaki kuru dönemlerde, çöllük bölgelerin daha geniş olduğu sanılmaktadır. O dönemde Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da yaygın lös (rüzgârlarca taşman mil) alanları oluş­muştu.

Teknik açıdan çöl terimi çok soğuk bölge­ler için de geçerlidir; bu nedenle Antarkti­ka’nın buzullarla örtülü olmayan kesimle­rinde bulunan gevşek malzeme tepeleri de kumul olarak tanımlanır. Kumulların temel bileşeni kum taneleri olmakla birlikte, ge­rekli koşullar bulunduğunda rüzgâr öteki gevşek malzeme türlerini de taşıyarak belir­li bir bölgede biriktirebilir. Afrika’da, Avustralya’da ve ABD de Texas’taki Cor­pus Christi yakınlarında, kil tanelerinden oluşan kumullara rastlanmıştır. Kumul kumu iki biçimde hareket eder. Birincisi, sıçramak taşınma sürecidir; bu hareket biçiminde rüzgâr “kum tanelerini kaldırır ve kısa bir süre taşıdıktan sonra biraz uzağa bırakır. Eğer olay kayalık bir yüzeyde gerçekleşiyorsa, düşen kum tane­leri birkaç metre sıçrayabilir; aksi tak­dirde yüzeyden yalnızca birkaç santimetre yükselebilirler, ikinci hareket biçimi ise sıçramalı yolla taşınan kum tanelerinin yere tekrar çarparak öteki kum tanelerini ileri doğru itmeleridir. Bu tür harekete yüzey sürünmesi denir.

Kumullar en basit biçimiyle, rüzgârlarca taşınan malzemelerin kaya ya da bitki gibi engellere çarparak, engelin rüzgâraltı kesi­minde toplanmasıyla oluşur. Zamanla ku­mul büyür ve giderek kendisi bir engel durumuna gelir, böylece sıçrayarak ilerle­yen kum tanelerini yakalayarak rüzgâraltı kesiminde biriktirir.

Kumul büyüdükçe, rüzgâraltı vönünde ilerlemeye başlar ve giderek daha bakışım­sız (asimetrik) bir biçime bürünür. Kumul rüzgâra daha açık bir konuma geldikçe ilerleme hızı artar, rüzgârüstü yamacındaki kumlar sıçrayarak rüzgâraltı yamaca taşınır ve sonuçta kumulun rüzgâra bakan (rüzgâr­üstü) yamacı daha dik bir eğim kazanır. Kumul kumu tanelerinin çapı 1 mm’den daha küçük, yığılma açıları ise 35° kadardır. Kumulun atım (kayma) yüzünün üst bölüm­lerinin zamanla dikleşmesi (sarplaşma) bu açıya ulaştığında ya da bunu aştığında, yamaç giderek daha kararsız bir duruma gelir. Sonunda kumlar atım yüzünden aşağı­ya doğru kaymaya başlar ve kumul ilerler. Kumulların engellere takılarak birikmesi olgusu, bu yapıların düz ve engelsiz alanlar­da nasıl oluştuğunu ve düzenli tümsekler­den oluşan kum çöllerinin nasıl ortaya çıktığım açıklamaya yetmez. Bir görüşe göre bu tür kumullar, hava ile yer arasında­ki sürtünmeli sürüklenmenin sonucudur ve tıpkı bir akarsu yatağındaki ya da kumsalda­ki kum dalgacıklarının oluşmasına benzer biçimde gelişir.

Barkan ile sif tipi kumullar arasında temel bir farklılık vardır. Barkan, klasik bir çöl yüzey biçimidir. Yarımay biçiminde bir kumul olan barkanın kollan rüzgâraltı doğ­rultusunda yayılır. Bu tür kumulların yük­sekliği 27 m’nin üzerine kadar çıkabilir. Barkanların uzunlukları ile genişlikleri eşit­lendiğinde ve yükseklikleri bu uzunluğun yaklaşık onda birine ulaştığında kararlı bir yapıya ulaştıkları düşünülür. Sif kumulları ise uzun kum sırtlarıdır. Bu tür kumulların atım yüzü, olasılıkla burgaçlanmalar sonucunda oluşmuştur. Sif kumullarının sırtları arasındaki kumlar, rüzgârlar­ca süpürülmüştür. Sırtların uzunluğu kimi yerlerde kilometreleri bulur. Yükseklikleri ise değişir; iran’daki sif kumulları 180 m’ye kadar ulaşır. Yükseklikleri taban genişlikle­rinin yaklaşık altıda biri kadardır. Barkanların ve şiflerin yanı sıra başka kumul tipleri de vardır. Bol kumlu bölgeler­de barkanlar birleşerek, çapraz kumullar­dan oluşan bir kumul “denizi”ne yol açabi­lirler; bu kumulların yarımay biçimleri gide­rek daha az belirgin duruma gelir. Bitki örtüsünün süpürüldüğü ve rüzgârların oydu­ğu alanlarda ise parabolik kumullar oluşabi­lir. Bunlar da genel olarak yarım ay biçimin­de olmakla birlikte kollan rüzgâr yönüne doğru uzanır, atım yüzleri ise yarımavın dış cephesine bakar. Rüzgâraltı doğrultusunda ilerledikçe, giderek “U” biçimi alırlar. Son bir kumul tipi de, Ortadoğu’da ve Sahra’da rastlanan yıldız ya da piramit biçimli kumul­lardır. Bunlarda birçok kol bulunabilir ve yükseklikleri yıldız kolunun ucundan mer­keze doğru giderek artar. Bu tür kum dağlarının hareket etmediği ve çölde yolcu­luk edenlere yüzyıllardan beri işaret noktası görevi gördüğü bilinmektedir. Kumul hakkında ansiklopedik bilgiler aktardık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>