Cemaleddin Afgani Kimdir

Cemaleddin Afgani Kimdir,Cemaleddin Afgani Hayatı ve Biyografi

(1838-1897)

Afgan asıllı İslam düşünürü. İslami­yet’in yeniden canlanması ve İslam toplumlarının Batı etkisinden kurtulması için dinde reform yapılması gerektiğini savunmuştur.

Asıl adı Seyyid Muhammed b. Safder’dir. Afga­nistan’daki ya da İran’daki Esedâbâd kasabasında doğduğu sanılıyor. 9 Mart 1897’de İstanbul’da öldü. İran kökenini sonradan örtbas etmesi, İslam aleminde etkili olmak isteyen bir kişinin Şiilik’le ilişkisinin fikirlerinin yankısını daraltacağı kuşkusuna bağlan­mıştır. 10 yaşında okumak amacıyla Kazvin’e gitti. Sonradan Irak’taki önemli Şii merkezlerinden biri olan Necef’de okudu. 1857’de Hindistan’a yerleşti ve Batı uygarlığı hakkındaki ilk düşüncelerini bu sırada edindi. 1866’da Afganistan’a geçti. Bu ülke o sırada Azam Han ve Şir Ali arasındaki taht kavgalarıyla çalkalanıyordu. Afgani’nin Doğu’yu İngiliz emperyalizminden kurtarma yolundaki ilk girişimleri burada başladı. Ancak, Afganlı hükümdarlara da iletmeyi düşündüğü öneriler ülkedeki karışık durum ve İngiliz politikasının ağır basması nedeniyle başarılı olamadı. 1869’da İstanbul’a gelen Cemaleddin’in deneyimsizliği ve kendini ileri sürme tutkusu, uzun zamandan beri Osmanlı devlet adamlarının bir bölümünün sabırla oluşturduğu bir projenin yıkılmasına yol açtı. 1870’de bir Osmanlı üniversitesinin kurulmasına hazırlık ola­rak halka açık bazı konferanslar düzenlenmişti. Bu konferansların konusu Tanzimat Döneminin devlet adamlarının birinci derecede üzerinde durdukları “faydalı sanatlar”dı. Batı’da “Arts and Sciences”dan neler kastedildiğini özümseyememiş olan Cemaled­din’in “peygamberlik bir sanattır” konusundaki kon­feransı uzun zamandır üniversite fikrine karşı olan ulemaya beklediği fırsatı verdi. Konferanslar, dine karşı düşünceler ileri sürüldüğü ithamıyla durduruldu.

Kuran’m çağdaş dünyada görülen birçok özellikleri önceden müjdelediği düşüncesi ve Kuran’m ifade­lerine zenginlik katan yorumlar, Afgani’nin katkıları arasında sayılır. Afgani’nin en yakın müridi Muham­med Abduh sonradan el-Ezher’in başkanı olmuş ve bu kurumda reformlar uygulamaya çalışmıştır.

Muhammed Abduh’un İslam’da akıl ve mantığa yer ayrılmış olduğunu vurgulayan öğretisi “selefiye” adıyla tanınır. Bu öğreti II. Meşrutiyet döneminde bir dereceye kadar etkili olmuştur. Ancak uzun bir süre din reformculuğu sözcüğü ve yaptığı çağrışımlar İslami çevrelerde olumsuz karşılanmıştır.

  • Eserleri (başlıca): er-Reddu ale’d-Dehriyyin, 1881, (“Maddecilere Reddiye”); Tetimmetü’l-Beyan, ty, (“Sö­zün Bitimi”);

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>