Kastamonu Evinin Mimari Özellikleri Nelerdir

Sizlere bu sayfamızda, okulunuzda yardımcı olması amacıyla Kastamonu evinin mimari özellikleri nelerdir konusunda bilgiler aktaracağız.

Kastamonu şehri içerisinde bulunan evlerin her biri neredeyse bir asrı aşkın yaşa sahiptirler.

Batı Karadeniz Bölgesi’nin tescilli sivil mimarlık yapı stoğunun büyük bölümünü elinde tutan Kastamonu’da kent merkezinden sonra konak yoğunluğu açısından sıralamada İnebolu, Taşköprü ve Tosya ilçelerimiz gelmektedir. Kastamonu’da konaklar, diğer tarihi yapılarla birlikte şehrin kültürel kimliğinin korunmuşluk öğesi olarak göze çarpmaktadır. Kastamonu’nun coğrafi yapısındaki değişik etmenlerden dolayı sivil mimarlık öğeleri de, içinde bulundukları yörenin beşeri coğrafyasına uygun olarak yapım tekniği ve tasarımlarında oldukça zengin bir çeşitlilik sunmaktadırlar. Özellikle kent merkezinde yer alan konakların en önemli özellikleri arasında ilk başta gelen unsur, her bir yapının ön cephelerinde farklı mimari tasarım ve estetik anlayışın hayata geçirilmiş olmasıdır. Bu belirgin anlamda “Kastamonu Konağı” denilebilecek bir olgunun ortaya çıkması değil, 400 adet farklı mimari tipolojinin varlığı anlamına gelmektedir. Bu özellik Kastamonu’nun binlerce yıllık kültür birikiminin yanında, özellikle Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde bir idari merkez olması, ülkenin her yanından gelen yönetici, memur, asker, zanaatkâr ve tüccarların kendi kültürleri ile burada var olan kültürel alt yapının birleşmesinden doğan eklektizmi ile açıklanabilir.

98846,kastamonu-konaklariKastamonu konaklarındaki bir diğer önemli farklılık ise, diğer konakları ile ünlü kentlerle karşılaştırıldığında ortaya çıkmaktadır. Kastamonu’nun iki katlı konaklarında zemin kat, diğer kentlerde olduğu gibi sağır değil, birebir hayata açılan ve günlük yaşamın başladığı kat olmasıdır. Birinci katlar aile yaşamının ortak alanı iken, ikinci katlar ise evin konukları için ayrılmış özel mekânlar olarak tasarlanmışlardır.
Sivil mimarlık yapılarının inşasındaki temel düşünce, komşunuzun güneşini, gölgesini ve manzarasını engellememek ve bulunduğu alanı en iyi şekilde değerlendirme düşüncesi, Kastamonu’da yer alan konaklarda en iyi şekliyle görülmektedir.

Yapılış tarihi Haziran 1906 Ballık Konağı, 2007 yılında restore edilmiştir. Kastamonu mimari özelliğini taşıyan tarihi konağın özellikle tavan süslemesi büyük beğeni kazanırken konakta kırmızı kadifenin üzerine ağaç işleme iseel sanatlarının en güzel örneğini sergiliyor. Günümüzde Yerel Yönetim belgeli otel olarak hizmet vermektedir.

Kastamonu evlerinin özellikleri hakkında bilgiler verdik, düşüncelerinizi yorum aracılığı ile bizlerle paylaşabilirsiniz.

8 ilde ‘Paralel Yapı’ operasyonu!

Kocaeli merkezli 8 ilde, ”paralel yapı” iddialarına yönelik operasyonda 10 polisin gözaltına alındığı bildirildi.

android_telefonlarin_gizli_menusu_1

Edinilen bilgiye göre, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca “görevi kötüye kullanma, hukuka aykırı kişisel verileri kaydetme, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli, İstanbul, Edirne, Diyarbakır, Sivas, Gümüşhane, Bitlis ve Ardahan’da belirlenen adreslerde arama yapıldı.

Sınav Sonuçlarını Öğrenmek İçin Tıklayınız

Aramada bilgisayarlar, harddiskler, hafıza kartları, cep telefonları ve CD-DVD’lere el konuldu.

Savcılığın talimatıyla 10 polis gözaltına alındı.

Aynı soruşturma çerçevesinde iki emniyet müdürü hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.

Zanlıların, emniyetteki işlemleri sürüyor.

Whatsapp İndir (Whatsapp Uygulaması Yeni Güncel)

En popüler uygulamaların başında gelen WhatsApp, ilk olarak Eylül ayında ortaya çıkan mavi tik işaretini sessiz sedasız kullanıma sundu. Yeni gelen bu özellik sayesinde artık kullanıcılar, mesajlarının okunup okunmadığını “mavi tik” sayesinde öğrenebiliyor. Whatsapp İndir Son Sürüm (Whatsapp Uygulaması Yeni Güncel)

Ensonhaber.com editörleri WhatsApp mavitik özelliğini devredışı bırakacak yöntemi açıkladılar

Kullanıcılar tarafından tartışma konusu olan bu yeni özelliğin de zayıf noktaları ve açıkları bulundu. Karşı tarafa bildirmeden WhatsApp mesajlarını okumak isteyenler yapmaları gerekenler oldukça basit!

319446

İşte adım adım izlenecek yollar;

1- KİLİT EKRANI BİLDİRİMLERİNİ ETKİNLEŞTİRİN

Telefonunuzun Ayarlar bölümüne gelerek buradan Bilidirim ayarlarını kontrol edin. WhatsApp’ın bildirim ayarlarında “Kilit Ekranda Göster” özelliğini etkinleştirin.

Bunun yanı sıra telefonunuzun kilitli olmadığı zamanlardaki bildirimler için de “Başlıklar”kısmını aktif hale getirin.

2- WHATSAPP MESAJLARI ÖNİZLEME ÖZELLİĞİNİ AÇIN

WhastApp uygulamanızı açın ve Ayarlar kısmına gelin. Buradan Bildirimler başlığına tıklayarak “Mesaj Önizleme” özelliğini aktif hale getirin.

Bu iki adımı izlediğinizde WhatsApp’ı açmadan da mesajları okur hale geleceksiniz. Ana ekrandan ve bildirim ekranından gelen mesajları rahatlıkla okuyabileceksiniz.

WHATSAPP’I AÇSANIZ DA MAVİ TİK ÇIKMIYOR

Tüm bunların yanı sıra bir mesaj geldiğinde WhatsApp’ı açsanızda mesaj gönderen kişiye mavi tik gitmiyor. Karşı tarafa mesajın okunduğunun bildirilmesi için o kişinin mesajına girmeniz gerekiyor.

O kişinin gönderdiği mesaja girmediğiniz takdirde mavi tik olmadan rahatça başka kişilerle mesajlaşmaya devam edebiliryorsunuz.

Kaynak Ensonhaber.com

Formula-1 Amerika Sıralama Turları Hangi Kanalda

Formula-1 Amerika Sıralama Turları Hangi Kanalda Saat Kaçta

Formula-1 Amerika sıralama turları hangi tarihte gerçekleşecek ve Türkiye için hangi kanalda yayınlanacak ? işte bu soruların yanıtları;

2013 Formula-1 yılının son 2 yarışı için nefesler tutuldu. Merakla beklenen F1 Amerika yarışı 16 Kasım Pazartesi günü gerçekleştirilecek. Bu yarışın sıralama turlarında en avantajlı pozisyonunu kimin yapacağı merak konusu… 2013 formula-1 sezonunun gözde ismi Sebastian vettel olmuştu. 2.Ligte göz dolduran isim ise Fernando Alonsoydu.

Buna göre 2013 Formula-1 sıralama turları ne zaman ve hangi kanalda izlenebilecek?

16 Kasım 2013,  saat: 20:00’de yapılacak 2013 Formula-1 Sıralama Turu              D-smart kanalından naklen izlenebilecek.

Miguel de Cervantes Kimdir

Miguel de Cervantes Kimdir,Miguel de Cervantes Hayatı ve Biyografi

(1547-1616)

İspanyol, yazar. Don Quijote adlı yapıtıyla romanın babası olarak anılır.

Madrid yakınlarında Alcala de Henares kasaba­sında doğdu, 19 Nisan 1616’da öldü. Bir sağlık

memuru olan Rodrigo de Cervantes ile Leonor de Cortinas’ın yedi çocuğundan biriydi. Küçük yaşta yoksulluk, borç ve borç yüzünden hapse atılma gibi yaşam gerçekleriyle yüz yüze geldi. Babası hapisten çıkınca, 1561’de ailece Madrid’e taşındılar. Aynı yıl Kral II. Philip, Madrid’i başkent olarak seçti. Böyle­ce, Miguel de Cervantes, resmi ve düzenli bir eğitimden yoksun kalmakla birlikte, İspanya’nın baş­kentinde kendi kendini yetiştirmek olanağını buldu. Kısa bir süre okula bile gitti. Kral Philip’in üçüncü karısı Valois’lı Elizabeth’in genç yaşta ölmesi üzerine yazdığı bir şiirle ilk kez 1569’da küçük bir çevrede dikkati çekti. Şiir okul dergisinde basıldı, derginin editörü ise Hümanizma’nın son temsilcilerinden ve Erasmus’un öğrencisi Juan Lopez de Hoyos’du. Şiiri sunan yazısında ondan iki kez “sevgili öğrencim” diye söz etmesi, bu öğretmenin Cervantes’le ilgilen­mekte olduğunu gösterir. Bu ilgi sonradan Don Quijote’nin (Don Kişot) ana temasını belirleyecektir.

Ya yolculuk merakından, ya da bir kavgadan ötürü hapse mahkûm olması yüzünden (bu mahkû­miyetin bir isim benzerliğinden ibaret olup olmadığı henüz saptanamamıştır) Cervantes, 1569’dan sonra, İtalya’ya gitti.Bu sırada, Kıbrıs’ı fetheden Osmanlılara karşı, Papa V. Pius’un çağrısıyla büyük bir Haçlı Seferi düzenlenmekteydi. Çağrıya yalnızca Venedik ve İspanya olumlu cevap verdi. II. Philip’in kardeşi Don John, Haçlı ordularının komutanlığına getirildi. Cervantes hemen Napoli’ye giderek orduya yazıldı. Büyük Haçlı Donanması Ekim 1571’de Lepanto Savaşını kazandı. Bu savaşta Cervantes tam bir kahraman gibi çarpıştı. Savaşın en kızgın anlarında hep ön saflardaydı ve sonunda göğsünden aldığı iki ağır yaranın yanı sıra sol elini de kaybetti. Don John komutasındaki Haçlı Donanması’nda, daha sonra, kardeşi Rodrigo da yanında olmak üzere iki kez daha savaştı. Sonunda Madrid’e dönmeye karar veren Cervantes, Don John’dan aldığı tavsiye mektuplarıyla yola çıktı, ama ülkesine dönerken Cezayir’deki Türk korsanların eline düştü. Tavsiye mektupları yüzün­den çok önemli bir kişi olduğuna karar verilince, serbest bırakılması için istenen fidye de o kadar yüksek oldu. Bu paranın sağlandığı 1580 yılma değin, birkaç başarısız kaçma girişimine karşın, Cervantes, Cezayir Beyi Hasan’ın tutsağı olarak kaldı.

İstenen 2500 dük ailesince sağlanınca hemen Madrid’e döndü. Tutsaklığı sırasında onu önemli kişi yapıp fidyesini yükselten tavsiye mektupları Madrid” de pek işe yaramadı ve Cervantes de birçok kahra­man gibi savaş sonrası unutuluşunu yaşadı, iyi bir memuriyete atanmamanın düş kırıklığı içinde yazarlığa başladı. Kendi ifadesine göre bu devrede yirmi-otuz kadar oyun yazdı. Bu dönem oyunlarından bugün yalnızca Eltrato de Argel il t La Numanciam metinleri vardır. 1584’de pastoral bir romans bastırmak üzere izin aldı ve ikinci bölümünü hiçbir zaman tamamlamadığı La Galatea adlı pastoral romansım yazdı. Don Kişot’daki ünlü kitap yakma sahnesinde yakmaya kıyamadığı kitap budur.

Cerir Kimdir

Cerir Kimdir,Cerir Hayatı ve Biyografi

( ? -733)

Arap, şair. Emeviler döneminin üç ünlü yergi şairinden biridir.

Cerir b.Atiye el-Hatafa, Necd’in güney doğusun­da Yemame’de doğdu ve orada öldü. Doğum tarihi bilinmiyor. Temim kabilesinin Yerbu aşiretindendir. Emevi halifesi Muaviye zamanında (661-680) üne kavuşup halkın büyük sevgisini kazandı.

684’de Yerbu aşiretinin kolu olan Beni Züheyl ile Temim soyundan Mücaşiler arasında anlaşmazlık başgösterince Cerir, kabilesinin şerefini korumak için Mücaşiler’in ünlü şairi Ferazdak ile yergi savaşma girişti. Karşılıklı yergileri büyük boyutlara vardı. Çıkan olaylar üzerine Basra’nın yerel yönetimi duru­ma el koymak zorunda kaldı.

Cerir, Irak valisi Haccac b. Yusuf’a armağan ettiği kasideleriyle rahat bir yaşam sürdü. Haccac’ın yardımıyla Halife Abdülmelik’in (685-705) sarayına girdi. Halife ünlü şair Ahtal’a Cerir’e karşı şiirler yazdırdı. Halife Ömer b. Abdülaziz (717-720) tahta geçtikten sonra iki şair rakip haline geldi. Yaşamları boyunca biribirleriyle yerlileştiler. Cerir, kesin olma­makla beraber Yemame’de Ferazdak’dan kısa bir süre sonra öldü.

Divan’ı, kaside, mersiye ve yergilerden oluşur. Naka’id (dişi develer) adlı yapıtında Ferazdak’la, Hicviyeler’de ise Ahtal ile yaptığı yergileşmeler yer alır.

Eserleri (başlıca): Divan, (ö.s.), 1895; Naqa’id Garir wal-Farazdaq, (ö.s.), A.A. Bevan (yay.), 3 cilt, 1905-1907; Hicviyeler, (Bayezid Devlet Kütüphanesi, No. 5471).

C. W. Ceram Hayatı

C. W. Ceram Kimdir,C. W. Ceram Hayatı ve Biyografi

(1915-1972)

Alman (FAC) arkeoloji yazarı. Geniş bir okuyucu kitlesi bulan kitaplarıyla, arkeolojinin, bilim çevresi dışında olanların da ilgi duyduğu bir konu haline gelmesine yol açmıştır.

20 Ocak 1915’de Berlin’de doğdu, 12 Nisan 1972’de Hamburg’da öldü. Asıl adı Kurt W. Marek’ tir. Orta öğreniminden sonra bir yandan Berlin Üniversitesi’ne devam ederken, bir yandan da büyük ilgi duyduğu yayıncılık alanında çalıştı. 1932’de ilk kitap ve film eleştirilerini yayımladı. Naziler döneminde eleştirinin yasaklanması üzerine Ullstein Yayın evinin çıkardığı dergilere tefrika yazmaya başladı. II. Dünya Savaşı boyunca askerlik yaptı. 1941’de yayımladığı bir savaş röportajı gerçekçi yaklaşımı nedeniyle yasaklandı.

1945’de Götter, Graher und Gelehrte’yi (Tanrı­lar, Mezarlar ve Bilginler) yazmaya başladı, dört yıllık bir çalışmadan sonra Ceram takma adıyla «yayımladı. Kitap büyük ilgi uyandırdı, kısa sürede birçok dile çevrildi. Önemli arkeolojik keşifleri sürükleyici bir üslupla ve herkesin anlayacağı rahat bir dille anlatma­sı, kitaba “arkeolojinin romanı” olarak ün kazandırırken, arkeolojinin de kamuoyunda ilgi duyulan, sevi­len bir bilim dalı haline gelmesinde büyük rol oynadı. 1946-1949 arasında Die Welt gazetesinde redaktör, 1946-1952 arasında da Rowohlt Yaymevi’nde editör olarak çalıştı. Ceram bunun yanında, bir gençlik dergisi olan Benjamin’de ve Kuzey Alman Radyosu gece yayınlarında da görev aldı. 1954’de ülkesini terk ederek ABD’nin Woodstock kentine yerleşti, çalışmalarım burada sürdürdü. Kitapları yirmiden çok dile çevrildi ve birçok kez basıldı. Ceram 1971’de <4 Almanya’ya geri döndü, kısa bir süre sonra da orada Etkisi öldü.

Eserleri (başlıca): Kitap: Götter, Grâber und Ge­lehrte, 1945-1949,-(Tanrılar , Mezarlar ve Bilginler); Götter, Grâber und Gelehrte im Bild, 1957, (“Resimlerle Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler”); Provokatorische Noti- zen, 1960, (“Kışkırtıcı Notlar”); Eine Archaologie des Kinos, 1965, (“Sinemanın Arkeolojisi”); Ruhmestaten der Archâologie-Götter, Graber und Gelehrte in Dokumen- ten, 1965, (“Arkeolojiye Onur Kazandıran Olaylar, Belge­lerle Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler”); Enge Schlucht und Schıvarzer Berg, 1966, (“Tanrılar’m Vatanı Anadolu”); Der erste Amerikaner, 1972, (“İlk Amerikalı”). Film: Auf den Spuren der Antike, 1961, (“Antik Çağ’ın İzinde”).

Cengiz Han Kimdir

Cengiz Han Kimdir,Cengiz Han Hayatı ve Biyografi

(1167-1227)

Moğol kağanı. Moğol devletinin ku­rucusudur.

Asıl adı Temuçin olan Cengiz 1167’de Onon ırmağı başlarındaki Deli’ün-boldok’da doğdu. 25 Ağustos 1227’de öldü. 1155’de doğduğu da ileri sürülür. 1160’larda Chinler’le Tatarlar’ın parçaladığı Moğol devletinin son hanı Kutula’nın yeğeni Yesügey ile Höelün Hatun’un büyük oğludur. Kıyat-Börçegin adlı Moğol sülalesinden gelmektedir.

Temuçin, 13 yaşlarında iken, babasını kaybetti.Henüz küçük olduğundan, kabilesi, onu bırakıp Tayciutlar’a katılmak istedi. Annesi Höelün Hatun, binbir çaba ile kabilenin küçük bir bölümünü geri çevirebildi. Nice güçlük ve sıkıntıya rağmen, varlıkla­rını sürdürebildiler. Bütün bu olaylar sırasında, Temuçin’deki önderlik yetenekleri de kendisini belli ediyordu.

Temuçin, ilk gençlik dönemindeki, Tayciutlar’la çatışma sırasında, tutsak düştüyse de kaçmayı başardı. Bu günlerde baba dostu Kereyit Toğrıl Han, (Tuğrul) kendisine destek olmuştu.

Temuçin, babasının daha önceden nişanladığı Ongratlı Börte ile evlendi. Ancak çok geçmeden, eski düşmanları Merkitler bir baskınla karısını kaçırdılar. Temuçin, karısını kurtarmak için Kereyit Toğrıl Han’dan yardım istedi. O da, Caciret Camuka’dan da yardım istemesini söyledi. Sonuçta, üçlü işbirliği ile başarılı bir baskın gerçekleştirdi. Börte Merkitler’in elinden kurtarıldı.

Alâeddin Muhammed Harezmşah, Aralık 1220’de çekildiği bir adada öldü, yerine oğlu Celaled­din Harezmşah geçti. Yeni hükümdar, şimdiki Afga­nistan topraklarında direnmek istedi ve bazı küçük Moğol birliklerine karşı başarılı oldu. Ancak ardından gelen Cengiz Kağan ile 24 Kasım 1221’de Sind kıyılarında karşılaştı ve savaşı kaybetti. Cengiz için Batı seferi, tamamlanmış sayılabilirdi. Nitekim bun­dan sonra, dönüş hazırlıklarına başladı. 1225’de asıl topraklarına döndü.

Aynı yıl, Tangutlar üzerine sefere çıktı. Tangut- lar’ın başkenti alındığı sırada öldü. Cenazesi, asıl yurduna götürüldü, Burhan-kaldun dağının bilinme­yen bir yerine gömüldü.

Cengiz’in Moğollar’ı tek bir devlet altında topla­ması sonucu, eski Göktürk topraklarındaki bazı Türk boylarının Batı’ya doğru göçü başlamıştır. Asya’daki dinler mücadelesinde Cengiz’in Şaman inancında olmasına karşın, siyasal açıdan İslamiyet’e yakınlaşmasıyla İslamiyet’e destek sağlamıştır. Cengiz’le bir­likte Asya’nın iktisadi yaşamı da değişime uğramıştır. Ülkeler arası ticaret yeni boyutlar kazanmış, sınırlar ve gümrükler ortadan kalkmıştır. Asya’da tek bir devletin egemen olmasıyla Asya’nın batısı ile doğusu arasındaki ticari ilişkiler gelişmiştir.

 

Blaise Cendrars Hayatı

Blaise Cendrars Kimdir,Blaise Cendrars Hayatı ve Biyografi

(1887-1961)

İsviçre asıllı Fransız şair, roman ve deneme yazarı. Şiirleriyle Apollinaire’i ve Gerçek üstücülük’ü etkile­miştir.

Asıl adı Frederic Sauser Cendrars’dır. 1 Eylül 1887’de, İsviçre’de La Chauxde Fonds’da doğdu, 21 Ocak 1961’de Paris’te öldü. Annesi İskoçyalı, babası İsviçreli’dir. Babasının işleri nedeniyle, çocukluğu Mısır, İngiltere, Fransa, İsviçre ve İtalya’yı dolaşarak geçti. Daha sonraki yıllarda ailesi İsviçre’de Neuchâtel’e yerleştiyse de Cendrars genç yaşlarda yolculuk ve serüvenlerle dolu bir yaşamı benimsedi. 1902’de  Çin, İran, Sibirya ve Hindistan’ı dolaştı, mücevher alım satımıyla para kazanmaya çalıştı. Londra’da bir müzikholde hokkabazlık yaptığı sıralarda aynı odayı paylaştığı Charlie Chaplin’le dost oldu. Kendini bir dünya vatandaşı olarak gören Cendrars, Rusya, ABD, Kanada, Brezilya, Arjantin ve daha birçok ülkeyi dolaştı, arıcılık, tarım işçiliği, traktör sürücülüğü, savaş muhabirliği, oyunculuk, senaryo yazarlığı, film yönetmenliği ve yayıncılık gibi türlü işlerde çalıştı. New York’ta kaldığı yıllarda yazdığı Pâques a New York’un (New York’ta Paskalya) 1912’de yayımlanmasıyla şair olarak tanınmaya başladı. Paris’te Apollinaire, Max Jacob gibi şairlerle, Chagall, Fernand Leger ve Modigliani gibi ressamlarla dostluk kurdu. I. Dünya Savaşında Yabancılar Lejyonu’na girdi, savaş­ta bir kolunu kaybetti. Eleştirmenlerce uzun süre önemsememekle birlikte, 1948’de tüm şiirlerinin ikinci kez yayımlanmasıyla, ilgileri üzerine çekti. Öldüğü yıl aldığı Paris Edebiyat Büyük Ödülü’yle ünü yayıldı.

Cendrars’m zengin ve çarpıcı imgelerle dolu üslubu ABD’li yazar Henry Miller’in dikkatini çek­miş, 1950’lerde sanatı değerlendirilmeye başlandığın­da, eleştirmenler Cendrars’m serbest çağrışımlarla kendiliğindenci bir tarzda gelişen şiirinin Apoilinaire’i ve Gerçek üstücülüğü etkileyen başlıca kaynak­lardan biri olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Cen­drars, çağının sanat akımlarıyla da yakından ilgilen­miş, Picasso, Leger, Braque ve Chagall gibi ressamlar­la Kübizm ve Orfizm gibi akımlar üzerine denemeler yazmıştır.

Eserleri (başlıca): Oeuvres Completes de Blaise Cendrars, 1963, (“Blaise Cendrars’m Tüm Yapıtları”). Şiir: Poesies Completes de Blaise Cendrars, 1944, (“Blaise Cendrars’m Tüm Şiirleri”); Pâques â New York, 1912, (New York’ta Paskalya); La Prose du Transsiberien et de la petite Jehanne de France, .1913, (Transsiberien’in ve Fransalı Küçük Jehanne’m Öyküsü). Roman: L’Or, 1925, (“Altın”); Moravagine, 1926; Le Plan de l’aiguille, 1928, Les Confessions de Dan Yack, 1929, (“Dan Yack’ın İtirafları”); Rhum, 1930, (“Rom”); La Vie dangereuse 1938, (“Tehlikeli Yaşam”); Le Main coupee, 1946, (“Kesik El”); Le Lotissement du ciel, 1949, (“Gökyüzünün Parsel­lenmesi”). Deneme: Aujourd’hui, 1931, (“Bugün”). Yönetmen Yardımcılığı Yaptığı Filmler: J’accuse!, 1919; La Roue, 1922.

Cenap Şahabettin Kimdir

Cenap Şahabettin Kimdir,Cenap Şahabettin Hayatı ve Biyografi

(1870-1934)

Türk, şair ve yazar. Servet-i Fünun şiirinin başlıca temsilcilerindendir.

Manastır’da doğdu, 13 Şubat 1934’de İstanbul’da öldü. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da askeri okullarda yaptı. 1889’da Askeri Tıbbiye’yi bitirerek yüzbaşı oldu. 1890’da ihtisasını yapmak üzere Paris’e gönde­rildi, orada dört yıl kaldı. Dönüşünde Mersin ve Rodos’ta karantina doktorluğu, Cidde’de Sıhhiye Müfettişliği görevlerinde bulundu. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Dâire-i Umûr-i Sıhhiye Müfettişliğıne getirildi. 1914’de, yirmi yıl süren doktorluk mesleğini bıraktı. Aynı yıl, Darülfü­nun Fransızca tercüme öğretmenliğine ve Batı edebi­yatı müderrisliğine tayin edildi. Daha sonra aynı fakültede Osmanlı edebiyat tarihi dersleri verdi.

Meşrutiyet’in getirdiği özgürlük ortamında Tanin, Hürriyet ve Hak gibi günlük gazetelerde siyasal yazılar yazdı. 1918’de Süleyman Nazif’le birlikte Hadisat gazetesini çıkardı. Dildeki sadeleşme hareke­tine karşı Arapça ve Farsça’dan yana tavır alan Cenap Şahabettin, eski dil anlayışına bağlı kalarak makale, söyleşi, mektup, fıkra, özdeyiş, gezi türünde yazılar yazdı. 1919’da, Peyam-ı Sabah’ta Kurtuluş Savaşı’na karşı yazılarını yayımladı. Öğrencilerin baskısıyla Edebiyat Fakültesindeki görevinden ayrılmak sorun­da kaldı. Sonradan Milli Mücadele’yi destekleyen yazılar yazdıysa da, Cumhuriyet döneminde politik yaşamdan uzaklaştı. Kendini yazınsal çalışmalara verdi.

Cenap Şahabettin, seçtiği eski sözcüklerdeki ustalık ve dizelerinin ses zenginliği bakımından Türk şiirinde önemli bir yer tutar. Şiirde sözcük seçiminin değeri ve önemini vurgulayan Cenap Şahabettin kendisinden sonra gelen şairler içinde en çok Ahmet Haşim’i etkilemiştir. Bunun yanı sıra şiirinde resimsel betimlere ve imgelere yer vermiş çoğunu serbest müstezat biçiminde yazarak mısra düzeninde de yeni biçim arayışlarına girmiştir.

Eserleri (başlıca): Şiir: Tâmât, 1887; Evrak-ı Ey­yam/Günlerin Yaprakları,l915;Evrâk-ı Leyal, (ö.s.),1934, der. S.N. Ergun. Gezi: Hac Yolunda, 1909. Makaleler- Özdeyişler: Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözler, 1918. Oyun: Yalan, 1911; Körebe, 1917; Küçük Beyler. İnceleme: Vilyam Şekspir, 1931.